Roman Kahramanları
Feride: Hiçbir Dala Konamayan Çalıkuşu
-
Feride: Hiçbir Dala Konamayan Çalıkuşu
Hiçbir Dala Konamayan Çalıkuşu*
Makale Yazarı: Ayşenur Gülsüm Tuna
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Temmuz/Eylül 2014 19. sayıda yayımlanmıştır.
Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu isimli romanı, başkahraman Feride’nin, henüz on iki yaşında bir talebeyken mualliminden aldığı bir yazı ödevi için “hayattaki ilk hatırasını” anımsama uğraşıyla başlar. “Yazılmaya uğraşılan ilk hatıra” ödevi sayesinde okuyucu, Feride’nin mizacına dair tüm detaylarla birlikte, çocukluğundan bu yaşına dek yaşadıklarına dair bilgi sahibi olacaktır. Yazı ödevi ayrıntısı, hayat hikâyesini Feride’nin kendi kaleminden okuyacağına dair imalar da barındırmaktadır okur için. Beş kısımdan oluşan eserin, başlı başına üç kısmının Feride’nin Anadolu’nun çeşitli şehirlerindeki öğretmenlik macerasına ayrılması, kitabı sadece aşk hikâyesi olarak okumaktan alıkoyar okuyucuyu. Çalıkuşu’nun yazıldığı 1922 senesi için, bir elinde bavulu ile sürekli okul ve şehir değiştiren Feride’nin hikâyesi, “yalnız bir kadının Anadolu’da kendi ayakları üzerinde durabilmesi mümkün müdür” sorusunun cevabıdır aynı zamanda.
Kitabın ilk bölümünde, Feride’nin, teyzesinin oğlu #Kâmran ile gönül ilişkisi detaylı şekilde anlatılır. Nikâhlarına iki gün kala, Kâmran’ın başka bir kadınla daha ilişkisi olduğunu öğrenen #Feride, kimseye açıklama yapmadan, haber vermeden evi terk eder. İstanbul’da artık kalamayacağına kanaat ederek, şehirden kaçmanın yolunu Anadolu’da öğretmenlik yapmakta bulur. Bu aşamaya kadar aklında öğretmen olmaya dair hiçbir fikri olmayan Feride karakteri için “idealist” demek pek mümkün olmayacaktır. Fakat eserin Anadolu’da geçen kısmının İstanbul’a oranla çok daha fazla olduğunu hesaba katarsak, Kamran’la olan gönül ilişkisinin ve bu ilişkinin fena neticelenmesinin, Feride’nin Anadolu’ya gitmesi için yalnızca bir vesile olarak yazıldığını iddia edebiliriz. Son derece zarif ve Feride’ye âşık olarak çizilen Kâmran karakterinin, Feride’yi aldatmış olmasındaki inandırıcılık da kitabın tartışmaya açık bir başka noktasıdır. Eserdeki aldatma hadisenin ikna edici karakter çizimi veyahut nedenlerle meydana gelmemiş olması, hadisenin “vesile” olarak okunmasını kolaylaştırmaktadır.
Aldatma vakasının evvelinde, köşkteki ferah zamanlarında Feride’nin aklında Anadolu’da öğretmenlik yapma fikrinin olmaması, onun “idealist öğretmen” olarak inandırıcılığını zedelemektedir. Fakat karar verdiği andan itibaren, öğretmenlik fikri “anlatıcı Feride” tarafından daima olumlanır. Öğretmen olacağı için duyduğu heyecanı anlattığı satırlar, başından geçen talihsiz olayı unutturacak kadar samimidir: “Kim bilir gideceğim yerler ne kadar güzeldir. (…) Küçük bir mektebim olacak. Baştanbaşa çiçeklerle donatacağım. Çocuklarım, bir alay çocuğum olacak. Kendime, ‘Abla’ dedirteceğim. Fakir olanlara, elimle siyah gömlekler dikeceğim.”(1)
Feride, gitmeye karar verdikten sonra, hiçbir zaman pişman olmaz ve başına bir sıkıntı gelip, okul/şehir değiştirmek zorunda kaldığı zamanlarda dahi, verdiği karara dair olumsuz bir şey söylemez. Yola çıkarken idealist olduğunu söyleyemediğimiz Feride karakterinin, gittiği her şehir sayesinde mesleğini biraz daha sevdiğini ve gün geçtikçe öğretmenlik konusunda “idealist” düşündüğünü söylemek mümkün. Bunun en önemli kanıtı, İzmir’de önüne çıkan iki teklif arasında yaptığı seçim olacaktır. İzmir’de mevcut mürebbiyelik işinden ayrıldıktan sonra, atanma talebiyle Maarif Müdürlüğüne başvurur yeniden. Bu sırada Sör Mektebinden eski bir hocası ile karşılaşır ve İzmir’deki mektepte Türkçe öğretmenliği yapması istenir. Teklifi kabul ettikten sonra Kuşadası’na atandığını öğrenen Feride, iki okul arasında bir seçim yapmak zorunda kalır. Eğer Feride, sadece İstanbul’dan ve geçmişinden kaçmak için öğretmenliği seçen Feride olarak kalsaydı, seçimini şartları daha rahat olan Sör Mektebinden yana kullanırdı. Fakat O, nasıl şartlarla karşılaşacağını bilmediği diğer okulu tercih eder:
“Bu tarafta rahat bir hayat vardı. Öbür tarafta belki yine, zaruret, sefalet, fakat bunun da başka bir tesellisi, başka bir cazibesi yok muydu? Gözümün önüne, mekteplerimizin bakımsız kalmış, kaba saba ellerde ziyan olmuş, miniminileri geldi. Bu biçareler, açılmak için biraz güneş, bir parça şefkat bekleyen çiçekler gibiydi. Bu şefkati, bu harareti gösterenlere, gönüllerinin bütün minnet ve muhabbetini veriyorlardı. Her şeye rağmen, bu küçük sefilleri, derin derin sevmeye başladığımı anladım.” (s.419)
Feride Kuşadası’nı ve onun getirdiği belirsizliğin cazibesini tercih ederek, artık İstanbul’dan kaçmak isteyen yaralı genç kız olmadığını, elinde bavulu ile şehir şehir gezerek Anadolu çocuklarına kendi hayatını vakfeden olgun bir kadın olduğunu ispat etmiş olur. Fikrilerindeki bu olgunluk sürecini, Reşat Nuri Güntekin’in kitabın başlangıçtan itibaren okura sunmak istediği ‘tema’ olarak okumak mümkün aynı zamanda.
İstanbul’da, Feride’nin Maarif Müdürlüğüne ilk başvurusunda, görevli memurun; “senin gibi kadınlar hocalıktan ziyade sanata heves etmeli, meselâ iyi bir terzi olup hayatını kazanabilirsin” nutkunu (s. 163), Feride’nin gittiği yerlerde ‘kadın’ hoca olarak kabul görmeyeceğine yahut da sıkıntı yaşayacağına dair işaret olarak görebiliriz. Ona “İstanbul’da duramam artık” dedirten, nikâhına iki gün kala öğrenmiş olduğu aldatılma haberinin yıkıcı tesiriydi, fevri hareket etmesine sebep olan bir bakıma kadın duygusallığıydı. Kitabın başlangıcındaki bu duygusallığına karşılık, gittiği şehirlerde son derece olgun ve tahammüllü, kanaatkâr hareket eder Feride. Buna rağmen, yaşadığı sıkıntıların tamamı, kadın olmasından, daha doğrusu güzel bir kadın olmasından kaynaklıdır. #Çalıkuşu kitabını, “yalnız bir kadının Anadolu’da kendi ayakları üzerinde durması mümkün mü” sorusuna cevap kılan şu ayrıntıdır: Feride, her seferinde “kadın” olması sebebiyle yaşadığı bu sıkıntılardan dolayı ayrılmak zorunda kalır bulunduğu şehirden ve bu ayrıntı kitabın sorduğu sorunun cevabını “hayır, mümkün değildir” olarak sunar okuyucuya. İlk gittiği yer Zeyniler köyünde, sınıftaki erkek öğrencilere ders vermesinin caiz olmayacağı (s.226) söylenir Feride’ye. Zeyniler’den sonraki durağı B…’de şehrin delikanlıları tarafından “ipekböceği” (s.347) ismi takılır kendisine ve okuldan yine bir öğretmen arkadaşı olan Şeyh Yusuf Efendi’nin kendisine âşık olup vefat etmesi üzerine, şehirden ayrılmak zorunda kalır. Bir sonraki durak Ç…’de bu kez “gülbeşeker” ismi uygun görülür şehrin erkekleri tarafından ve kendisine olan aşkları yüzünden kavgaya tutuşan Yüzbaşı İhsan ve Binbaşı Burhaneddin Beylerin sebep olduğu dedikodu yüzünden (s.358) ayrılmak zorunda kalır şehirden. Özel mürebbiyelik yaptığı evin oğlu tarafından rahatsız edilmesi, evin beyinden evlenme teklifi alması (s.417), Feride’nin güzelliğinin öğretmenliğinin daima önüne geçtiğinin ispatı niteliğinde ayrıntılardır. Feride’nin başına gelen bu hadiseler dikkate alındığında, anlatıcının şöyle bir imada bulunduğunu söylemek mümkün: Feride güzelliğinde yalnız bir kadının, Anadolu’da rahat etmesi, başına bir dedikodu hadisesi gelmeden öğretmenliğini yapması mümkün değildir.
Çalıkuşu’nda, Feride’nin hayatındaki dedikoduların son bulması ve feraha kavuşmasının Doktor Hayrullah Bey ile kâğıt üstünde bir evlilik yapmasıyla mümkün hâle gelmesi detayı, şu okumayı mümkün kılıyor; toplumsal cinsiyetçi normlar üzerinden hareketle söylersek, yalnız ve güzel bir kadının, öğretmen de olsa, son derece idealist de düşünse, erkeklerin söz sahibi olduğu, muhafazakâr bir Anadolu kasabasında kendi ayakları üzerinde durması mümkün değildir. Finalde, Hayrullah Bey’in Feride’nin yine öğretmenlik yapacağı, çocuklarla ilgilenebileceği bir yetimhane kurması, Feride’nin ancak çocuklarla birlikteyken mutlu olabileceğine ve “öğretmenliğin” hayatında olmazsa olmaz bir yerde durduğuna işarettir. Bu bakımdan; “bir erkeğin himayesinde ve nikâhında olduğu sürece Feride’nin öğretmenlik yapması mümkündür ve faydalı olacaktır” sonucunun çıkarılmasına açıktır Çalıkuşu romanı.
1 Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu, (İstanbul: İnkılâp Yayınları 2014) s. 158. Metin boyunca kitaptan yapılacak alıntılar bu baskıdan olacak ve parantez içinde sayfa sayısı ile gösterilecektir.

Sorry, there were no replies found.